Pages

2 Ekim 2010 Cumartesi

30 Eylül 2010 * bir sabah uyandım. serviste yazmaya başladım *

    Bugün seyahat notlarımı yazmaya başladığım ilk gün(ileride altın harflerle bu tarihi göreceğiz ya neyse) şu anda levent yüksel havası sarmış beni.Rakı meze olsa ne güzel giderdi diye düşünüyorum.Yanımdaki arkadaşım Suç ve Ceza'yı hatmetmeye çalışıyor.Bravo valla.Diyorum ki lan kızım, senin eline alıp okuduğun kitaplara bak,bu kızınkine bak.Kıskandım mı acaba bu kızı?Yoo,kıskanmadım.Sadece imrendim.Hepsi bu.
   Ağzımda bir sakız,sevdiğim başka,sevenim başka,benim halim bambaşka.Bu modda okul yolculuğumu sürdürüyorum.Böyle dinlediğim her şarkıda başka bir moda giriyorum.Serdar Ortaç dinlediğimde 'seni çöpe atacağım poşete yazık,oh kurtuldum o salaktan' moduna Işın Karaca dinlerken 'sen gittin mi ben ölürüm,hayvan gibi seviyorum ulan seni' moduna giriyorum.Duman'ın dediği gibi,halim duman galiba.
   Şimdi düşünüyorum da durumum hakikaten feci vahim.Damsız takılan abazanlara benziyorum.Sevgilim yok,ha hay ne güzel kareler diyebileceğim sevgilimle geçirdiğim bir karem bile yok. Nasıl olsun,sevgilim mi var sanki?Her gördüğüme aşık olmam,benimki olur belki diye çocuğun gözünün içine bakmalarım.Gerçekten de damsız abazanlara benziyorum ben.
   Ama öyle şaka gibi görünse de aslında durumum beni korkutuyor.Lan anasını sattığımın cillop gibi çocukları kıçımın bir yerine benzeyen kızlarla görüyorum ya.Ne kadar sinirleniyorum.Bize de anca kör Kazım'ın köroğlu kalıyor.Ne farkım var ulan benim o kızlardan.Süperim maaaşaaalllahhh. Neyse şimdi okula varmak üzereyim.See you.


2 yorum:

Adsız dedi ki...

Yazını cok beğendim nedendir bilmem kendimi bulduğumu düşünüyorum haha cok başarılı umarım bunların devamını getirirsin :)

THE DIVINITUS dedi ki...

is it a cake? cuteee...

Yorum Gönder